1095 gün dile kolay! Acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle, kederiyle kocaman 3 yılı geride bıraktık bugün. Depremler, gözyaşları da kovaladı bu yıl bizi, mutlulukla taktığımız nişan yüzüklerimiz de… Bu koca 3 yılda bir defa bile O’na dair “keşke”lerim olmadı. Ne ben pişmanlık duydum yaşadıklarımızdan, ne de O beni pişmanlığa itecek anlar yaşattı bana.
O kocaman görüntüsünün içinde yatan yufka yürekli küçük çocuk beni her anımızda mutlu etti. Yorgun argın eve geldiği halde, Van’daki canımın yarısı için ağladığım sayısız gecede hiç konuşmadan sarıp sarmaladı, güç verdi ruhuma. En mutsuz, en ümitsiz anlarımda en büyük destekçim oldu.
O’nunla hiç bir şey yapmadan öylece evde oturup, tüm gün uyuyup uyanıp dizi/film izlemek şu hayatta en sevdiğim şey oluverdi. İkimizin de geride kalan hayatlarımızda keyif aldığımıza inandığımız tüm gezmeler, tozmalar bir anda yerini gezmeden koşarak huzurlu evimize gitme isteği ile yer değişti. – Siz isterseniz buna tembelleşmek veya yaşlanmak diyebilirsiniz
2. senemizde hayatımıza hiç bir değişiklik katmasa da hep bir yerlerde soru olarak çıkan “evlilik ne zaman?” a “yakında” diye cevap verme kararı aldık ve nişanlandık
Her sabah onunla uyanıp, her ne olursa olsun onsuz uyumadığınız birini bulursanız siz de, hatta bu da yetmez bir de rüyalarda sardırırsanız kendisine onu sımsıkı tutun, kocaman sarılın, hissettiğiniz her an ona sevginizi haykırın ve ondan vazgeçmeyin!
Mutluluğu da, mutsuzluğu da, acıyı da hüznü de birlikte paylaşıp, her adımda “bir” olmayı başaracağımız nice 1095′lere aşkım
Seni çok seviyorum!


